Yazılarımız

May 30 2015

Beril Sarıaltun

23-24 Mayıs’ta Yırca köylüleri ve Greenpeace tarafından Yırca’da Fidan Dikim Şenliği düzenlendi. Yırca, Eylül ayında Yırcalı köylülerin zeytinliklerine sahip çıkmak için yaptıkları direnişle gündeme geldi.[1] Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü müzisyenleri olarak katıldığımız bu şenlik, zeytinliklerinin kesilmesine rağmen bir arada durmaya çalışan Yırcalıların zeytinliklerini yeniden dikmeleri için düzenlendi.

Şenlik afişi

Eylül ayında Kolin Şirketler Grubu, Soma’nın Yırca köyünde kömürlü termik santral için çalışmalar yapmaya başladı. Termik santral yapımı için planlanan alanda bulunan zeytinlikler, Yırcalıların temel geçim kaynağıydı. Diğer bir taraftan Soma’da halihazırda var olan kömürlü termik santral, bölgede yarattığı hava kirliliği pek çok hastalığa ve ölüme neden olurken, Kolin Şirketler Grubu ise burada ikinci bir santral kurmak istiyordu.[2]

Devletin köylünün elindeki bu araziye el koyması bence ayrıca açıklanmayı hak ediyor. Aslında bir toprak gaspı[3] olarak adlandırılabilecek bu el koyma, Bakanlar Kurulu’yla  gelen bir “acele kamulaştırma” kararıyla başlıyor. Acele kamulaştırma, yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine, bakanlar kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, bir taşınmazın “acele kamulaştırılması” yapılabilmektedir. Yani savaş dönemlerinde devlet bir tarlaya, güvenlik sebeplerini ortaya koyarak el koyabilir. Acele kamulaştırma bir savaş yasası olarak 1930’lardan itibaren var. Ülkede olası savaş durumlarına karşı, devletin kullanabilmesi için bir acele kamulaştırma kararı verilebiliyor. Fakat Yırca’daki zeytinliklerin acele kamulaştırmayla köylünün elinden alınmasının herhangi bir savaş durumuyla alakası yok. Yırca, herhangi bir savaş durumu yerine artan enerji yatırımlarıyla verimli tarım arazilerinin acele kamulaştırma yoluyla köylülerin elinden alınmasının bir örneği.

Yırca’daki toprak gaspı 16 Eylül’ü 17 Eylül’e bağlayan gece, kimse fark edip karşı çıkamasın diye gece saatlerinde zeytinliklerin ansızın kesilmesiyle başladı.[4] Kolin şirketi tarafından zeytinlikler üzerine hukuksuzca yapılmak istenen termik santrale karşı direnişe geçen köylüler hem şirketin hem de devletin tüm araçlarını karşılarında buldular. Özel güvenliklerin köylüleri taşlamasına ya da kelepçeleyerek insanları kendi tarlalarından atmasının karşısında, jandarma köylülere yardımcı olmadı. Köylüler kendi tarlalarına Kolin inşaat tarafından çekilen tel örgülerinden dolayı giremediler. 6 Kasım’da altı bin ağacın kesilmesi ve aynı gün akşamüstü Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile Yırcalılar o gün hem üzüntüyü hem de sevinci bir arada yaşadılar. Birkaç ay sonra ise Danıştay, acele kamulaştırma kararını iptal edip Yırca’ya termik santral yapılamayacağına hükmetti.

Biz de bütün bu olanları Yırca’da şenlikte izlediğimiz Kazım Kızıl’ın Ölmez Ağaç: Yırca Direnişi belgeselinden ve Umut Vedat’ın Türkiye’nin termik santrallerine dair görüntülerin yer aldığı belgeselinin Yırca kısmından öğrendik.

Kesilen Zeytin Ağaçları

Yırca'da kesilen zeytinlikler ve Soma termik santrali

Yırca’ya doğru yola çıkmışken başka bir “toprak gaspı” hikayesi diyebileceğimiz Kamp Armen’de yine direnişin kazandığını öğrendik. Kamp Armen de Yırca zeytinlikleri gibi asıl sahiplerinden alınıp kamulaştırmanın kurbanı olmuş bir yapı.[5] Kamp Armen’e ilişkin yıkım kararı çıktıktan sonra Ermeni halkının hafızasına sahip çıkmak ve yıkımı durdurmak için bir nöbet başlamıştı. Biz de yıkım kararlarını duyduğumuz zaman BÜFK dansçıları ve müzisyenleri olarak gitmiştik. Çocukların emeğiyle inşa edilen tesisiyle birlikte, yılların emeği olan bu kamp tıpkı Yırcalıların zeytin ağaçları gibi gasp edilmeye çalışılmıştı. Fakat süren direnişten dolayı mülk sahipleri, Kamp Armen’i Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’na bağışlayacağını açıkladı.[6] Bir direnişin kutlamasına giderken böyle bir haber almak bizi ayrıca sevindirdi.

Kamp Armen'de BÜFK müzisyenleri

Yırca’ya gittiğimizde haklı direnişin zaferinin köylüleri umutlandırdığını gördük. Yılların emeği hiçe sayılarak kesilen altı bin ağacın yerine dikilecek yeni ağaçlar da bu şenliğin umuduydu aslında. Yırca’da tohumları atılmış ve başarılmış olan dayanışma, dikilen ilk ağacın ismi olan Zafer’le kuruluyordu. 23-24 Mayıs’taki şenlikte Yırca köylülerinin haklı direnişlerinin başarısını hep beraber şarkılarla halaylarla kutladık.

Kamp Armen’den Yırca’ya coşkuyla, dayanışmayla!

Yırca'da BÜFK müzisyenleri


[1] “Somalı köylülerden zeytin ağacı nöbeti”, 18 Eyül 2014Perşembe, haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/somali-koylulerden-zeytin-agaci-nobeti-haberi-97388

[2] “Yırca’daki zeytinlikler tamamen kesildi”, 7 Kasım 2014,  www.greenpeace.org/turkey/tr/news/yircadaki-zeytinlikler-tamamen-kesildi-071114/

[3] “Soma ve Yırca: Kızıl-Yeşil İttifakın Toplumsal Zemini – Olcay Bingöl ve Başaran Aksu ile Söyleşi “, 13 Mayıs 2015, baslangicdergi.org/soma-ve-yirca-kizil-yesil-ittifakin-toplumsal-zemini-olcay-bingol-ve-basaran-aksu-ile-soylesi/

[4] “Soma’da zeytinlik alana imar planı olmadan girmişler”, 22 Eylül 2014, yesilgazete.org/blog/2014/09/22/somada-zeytinlik-alana-imar-plani-olmadan-girmisler/

[5] Kamp Armen 1960’lı yıllarda Anadolu’dan gelen Ermeni yetim çocukların kendi elleriyle yaptıkları bir yetimhaneydi. Önceden Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’nın satın almış olduğu arazi, azınlık vakıflarının mülk edinemeyeceğini belirten 1936 Beyannamesi’nin gerekçe gösterilmesiyle devlet tarafından ilk sahibine iade edilmişti. Yetimhaneninin mülk sahipleri ise Kamp Armen’i Ermeni halkının hafızası hiçe sayarak yıkma kararı almıştı. Sonrasında da yetimhanenin yıkılmaması ve Ermeni halkına iade edilmesi için bir nöbet başlamıştı.

[6] “Zafer Kamp Armen’in”, 22 Mayıs 2015, www.agos.com.tr/tr/yazi/11676/zafer-kamp-armen-in

Bir Cevap Yazın